
Trabzon Şalpazarı İlçesine bağlı Akçiriş mahallesi sakinlerinden merhum Abdurrahman oğlu 1928 doğumlu 97 yaşında evli 3 evlat babası Ali Rıza Yavuz lokantacılık yaptığından halk arasında (Pilavın Doktoru) olarak tanınan uzun zamandır ilerlemiş yaşına rağmen son zamanlarda sağlık sorunlarındaki sıkıntıların artması üzerine tedavisi için ikamet ettiği Akçiriş mahallesi Hanecioğulları mevki küme evlerinden Vakfıkebir Devlet Hastanesi yoğun bakım mücadelesindeki 37 günlük yaşam mücadelesine yenildi.

Merhum Ali Rıza Yavuz’un cenaze merasimi uzun yıllar ikamet ettiği evinin avlusuna getirilen cenazesi burada bulunan mahalle halkı ve dostlarından helallik alınmasın ardından Şalpazarı Kireç mahallesi merkez Cami avlusunda öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazın ardından Şalpazarı Belediyesine ait cenaze nakil aracıyla Akçiriş mahallesine getirildi. Merhumun cenazesi Akçiriş mahallesi asri mezarlığında 2009 yılında vefat eden 1933 doğumlu 76 yaşında hayat arkadaşı (Kezban Yavuz’un kabri yanında ebediyete uğurlandı. Merhumun kabre inmesin ardından merhumun Kabri başında ve akabinde Akçiriş mahallesi sosyal tesisinde okunan Kuran tilaveti ve ikramlar sonrasında cenaze merasimi son buldu.
Merhumun cenaze merasimine Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız’ın yanı sıra siyasi parti temsilcileri, daire amirleri sivil Toplum temsilcileri kalabalık halk katılımı sağlandı.
Merhumun Cenaze Merasiminde Dikkat Çeken Ayrıntı; İlçede uzun yıllar lokanta esnaflık yapan 97 yaşında ebediyete uğurladığımız Ali Rıza Yavuz’un lokantacılık yaptığı yıllarda, gerek toplu iftar yemekleri, düğün dernek yemeklerinde en fazla tüketilen pirinç pilavı oluyordu. Uzun yılların esnaflığından olsa gerek işletmeciliği haricinde de pilavından tadanlar o pilavın damak tadını diğer pilav yapanlar tutturamıyor onun o marifeti bir başka o adeta pilavın doktoru diyorlardı.
Böyle Bir Tesadüf Olmaz; İlçemizin Mahallemizin değerlerinden merhum Ali Rıza Yavuz ile 37 günlük yoğun bakım mücadelesine yenilmesin ardından 19 Şubat 2025 yılında ebediyete uğurladığımız Ali Rıza Yavuz ile 19 Şubat 2023 tarihinde ikamet ettiği evinde hatırladığı kadarın bizlere anlatmıştı. Genç yaşlı hepimizin o ‘’Ali Dedesiydi’’ Ali dede ile yaptığımız söyleşimizde şu an 95 yaşındayım artık yaşlandım galiba çocukluğumun geçtiği o dağlara yaylaya artık gidemez oldum.
Üç YIL Askerlik Yaptım; Ali dede ile sohbetimize devam ediyoruz kendisini yormadan çamdan kavaktan misali sohbet ederken arada da çocukluğundan bahset bize diyorum o da bahsedeyim diyor biraz tebessüm ile neşeleniyor. Doğdum bittim yaylaya hep gittim sadece askerlik çağımda yaylaya gitmedim bizim yıllarda askerlik şimdiki gibi gitmeden gelinmiyordu. Ben tam tamına 3 yıl dile kolay 36 ay askerlik yaptım. Acemi birliğimden sonra beni Merzifon’a verdiler orada karakol komutanı olarak askerliğimi tamamladım. Karakol komutanlığını on başı olarak yaptım 1957 yılında askere gittim 1960 yılında terhis olarak yine buralara geldim.
Rahmetli Babam İle Katırcılık Yapardım. Şimdiki Araçların Nakliyeciliği Gibi; Önceden bu dağlar bu yaylaların ulaşım olarak yolları yoktu ancak yine yaylacılık yapılırdı. Hayvanların ve insanların kullandıkları kestirme yollardan ulaşım sağlanarak gerek Kızılüzüm Obası, Kayadibi Yaylası, Kadırga Yaylasına katırlar ile yük taşır geçimimize böyle idame Ederek geçmişten günümüze kadar gelebildik.
Kadırga yaylası Bütün Obaların Merkezidir; Kadırga Yaylasına hakim bütün obalara katırlar ile Kadırga yolu üzerinden gidilirdi. Katır ve atlarla yük taşımacılığı yapardık Kadırgaya şu anki gibi her obalara araba yolu olmadığından kestirme kısa yolları kullanırdık. Bu kullandığımız kestirme kısa yolun adı kurt kayasından, yedi parmak suyundan Çatma altından tavşan dere kesik baş ardından Kadırga yaylasına ulaşırdık.
Uluköy’e Mısır Almaya 1962 yılında 10 Lira Param İle Mısır Almaya Gittim; Dile kolay bayağı zaman oldu bundan 61 yıl önce benim ile daha başka arkadaşlarımda vardı. Onlar ile beraber Uluköyden 10 lira param ile 100 kg mısır aldık. Orada aldığımız mısırları değirmenden öğüterek tekraren katırlarımıza yükleyerek Kızılüzüm obasına geldik. Aldığımız unun yarısını vatandaşlarımıza sattık düğer yarısını da kendimizin ihtiyaçları için kullandık.
61 Hastalığı Hepimizi Yedi; Ebediyete uğurladığımız Mahallemizin dedesi Ali Rıza Yavuz 1961 yılında evlendiğini belirtiyor. Ben de bu sefer desene Ali Dede o yıllarda da 61 hastalığı vardı diyorum. Oğlum olmaz mı ben bile o yıllardan kalmayım 1961 yılında evlendim ama o benden önce gitti ebediyete ben hala buralardayım dedi.”
Loru Kayasından Uçtum; Kızılüzüm obasının tarihi simgesi anlamında sayılan Loru kayası içerisinde çocukluk çağlarımda oynarken uçurama aşağıya uçtuğunu belirtiyor. Nasıl yuvarlandım nasıl nereden aşağıya uçtum bilmiyorum ancak beni bir sakallı adam kucağına alarak annen seni arıyor yukarıda bağırıyor diyerek yolun kenarına bıraktı beni. Babam Zonguldak’ta çalışıyordu bize Havacuk nenem bakıyordu. Şiimdi tam hatırlayamıyorum ancak 12 yaşlarında olsam gerek Yayladan loru kayasından aşağıya yuvarlandığımı hatırlıyorum. Beni kurtaran sakallı dede sağ elin ile beraber sol elini tut da git dedi bende biraz gittim yoruldum sonra bir ağaca yaslandım bakıyorum yaslandığım ağaç kavak ağacı ırada ağaç şu an hiç yok neye yaslandım bende bilmiyorum. Sonra obadan birisi ineklerini aramaya çıkmışlar o esnada beni buldular sonra obadakilere haber ettiler beni oradan alarak sıhhiye işleri yapan Yakup isimli vatandaşın yanına götürmüşler başımda ki yaraları ve elindeki kırıkları tedavi yapmış Bu arada Havacuk nenem bu uşak hiç ses yapmıyor öldü mü duruyor mu diye soruyor. Yok Ölmedi yaşayacak dedi demek ki vademiz bitmemiş dedi.
Beşikdüzü’nde Köye 2.5 liraya Yük Taşırdık Seferine; gurbette Babam gurbette 10 kişilik ailemize bakmaya çalışıyordu.
Bende amcamlarla beraber aldık bir katır yük arabası gibi katırlar ile köylere yük taşırdık. Beşikdüzü’nden köylere seferini 2.5 liraya taşırdık diyor.
Şalpazarı’na 1963 Yılında Lokanta Açtım Yemek Yapmayı Bilmiyorum; Ali Dede artık ayaklarının üzerinde durmaya başlamış evlenmiş yurt yuva kurmuş askerliğini 3 yıl tamamladıktan son iş hayatına atılmaya karar vermiş Ali Dede Şalpazarı’nda Lokanta açmış ancak yemek yapmasını bilmediğinden Yeşilköy’den Hoşoğlan lakaplı merhum Ahmet Köse’yi Ahçı olarak almış biraz çalışmışlar. Artık sen yemek yapma işini öğrendim artık ayrılma zamanı geldi ben Kadırga Yaylasına Lokanta açmaya gidiyorum dedi bana bizde ayrıldık Şalpazarı’ndaki lokanta maceramıza 1970 yıllarında sonlandırdık.
Şalpazarı’nda ki Lokantamı Sattım 40 Bin Lirayla Lokantacı Fuat’a Ortak Oldum; Ali Dede konuşmalarına şöyle devam ediyor İş hayatına kadıncılıkla başladım ardından Şalpazarı’nda lokanta açma işlemi derken açtığım lokantayı da ahçı ayrılınca satarak Beşikdüzü’nde lokantacılık yapan Fuat’a ortak oldum ancak Fuat lokantaya ortak olabilmem için Almanya da çalışan abimden aldığım 40 bin lira ile lokantacı Fuat’a ortak oldum orada 6 yıl lokantacı olarak ortak olarak çalıştım.
Ortağım Fuat, Bana Ali Efendi Senin Paran ile Buraya Kadar Dedi; Abimden aldığım 40 bin lira ile ortak olduğum lokantadaki Fuat yaklaşık 6 yıl sonra senin verdiğin parayla buraya kadar dedi. Bende bir kuruş almadan ayrıldım oradan tekraren kürkçü dükkânına geriye döndüm.
Fuat Paramı Aldı Ancak Beni de Lokantacı Yaptı; Uzun bir mücadele sonucunda Şalpazarı’nda başladığım lokantacılık ileri Çavuşlu sahil lokantası ve Beşikdüzü’ndeki lokanta ortakçılığı derken ardından ortak olarak işletimini yaptığımız lokantadan ayrılarak tekraren Şalpazarı’na dönüş yaptım halk arasında bir söz vardır yine kürkçü dükkânına geri geldin diye aynen öyle oldu.
Artık Pilavın Doktoru Oldu; Lokanta macerasına devam eden Ali Rıza Yavuz Şalpazarı’nda başladığı lokantacılık çıraklığının ardından ortak olduğu yerde de kalfa ve usta oldu ardından eski mekânına bambaşka bir İşletme sahibi olarak ün yaparak müşterilerinin vaz geçilmezi oldu. Uzun bir lokanta işletmeciliği maceramın sonunda sırrı bende saklı olan Pirinç Pşilavından yaptığım yemeklerin diğer yemeklere oranla daha fazla tüketildi. Daha fazla tüketilmesinden dolayı da halk bana Pilavın Doktoru dediler. Onlara buradan teşekkür ederim Halkımız olmazsa bizde olamayız. Allah Bana Dört Nesli Görmek Nasip Etti; Yukarıda da anlattığım gibi Kızılüzüm obasında 12 yaşlarındayken oynamak için girdiğim Loru kayasından aşağıya uçurum yuvarlanmışım sonra ki yıllarda orayı görünce oradan nasıl sağ kurtulduğuma şatım. Ancak her şeyi bizleri yaratan yüce Mevla’m bilir demek ki çekecek çilem yaşayacak ömrüm varmış bu günlere geldik sen anlatıyorsun şu an 95 yaşına girmişim herkese nasip olmayan dört dörtlük misali dördüncü nesil de görmek nasip oldu sana da ayriyeten teşekkür ederim.


