reklam
reklam
SON DAKİKA
hava
Google News

Fındık Hasadı & Aynı Kâbus

Son Güncelleme :

29 Ağustos 2026 - 0:13

/ 0 kez okundu.
reklam
Fındık Hasadı & Aynı Kâbus
reklam

Karadeniz genelinde fındık hasadı tüm hızıyla sürerken, üreticilerin en büyük endişesi olan kahverengi kokarca ve toz/polen tehdidi yerel gündemde aynı kâbus olarak yer alıyor.

Fındık Hasadı ve Üreticinin Kâbusu, Hasat Başladı, Karadeniz’de sahil, orta ve yüksek kesimlerde fındık toplama takvimi işliyor; Ordu, Giresun ve Samsun gibi Trabzon illerde bahçelerde hareketlilik arttı. Aynı Kâbus (Kahverengi Kokarca): Bölge tarımının en büyük tehdidi olan kahverengi kokarca, rekolteyi ve ürün kalitesini düşürmeye devam ediyor. Üreticiler biyolojik mücadele ve ilaçlama yöntemleriyle bu zararlıya karşı önlem almaya çalışıyor. Toz ve Alerji Riski: Yoğun hasat döneminde çalışanları bekleyen bir diğer kabus ise organik tozlar ve polenlerin yarattığı solunum yolu rahatsızlıkları, Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen biyolojik mücadele yöntemlerini bulunduğum yer olan Trabzon İline bağlı Şalpazarı İlçesi Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü teknikerlerin saha çalışmalarından dolayı bayağı mücadelede sahil bandına göre çalışmalar başarılı oldu.

Kokarca Bahane Tüccar Çiftçiyi Yoruyor; Bulunduğumuz Trabzon iline bağlı Büyükliman havzası olarak gurbetten gelen küçük ve büyük fındık bahçe sahipleri topladıkları ürünleri kurutarak pazara indirmeye başladılar. Önümüzdeki Eylül ayı demek okulların açılması, gurbetçilerin sılada aşlarının kaynadığı yerlere dönmesi anlamına geliyor. Ürünlerini satarak paralarını ellerine alarak borçlarını ödeyerek ayrılmak istiyorlar. Oda ne yıllık enflasyon yüzde yüz artış gösterdi ancak bölgenin tek geçim kaynağı olan fındığa 55 lira bir fiyat vererek 250 ile 255 fiyat verildi ancak paralı tüccarlar belki de fındıkların ödemelerini bu fiyatın çok altında bir fiyata satın alarak zar zor geçinen fındık üreticisini dahada zora sokuyorlar. Fındık üreticisi yeterli ürünün karşılığını alamayınca daha da bir daha ki yıl gelmem arazim olsun orman nedir benim bu çektiğim sıkıntı diyorlar.

Gübre atarsın, ilaç alırsın, dal budanır. Sabahın erken saatinde bahçeye girer, akşama kadar çalışırsın. Sonra fındık olur. Ve bütün yılın emeğinin karşılığını alamıyoruz. Karadeniz’de Ağustos ayı fındık ayıdır.
Yıllarca bahçeye bakarsın. Gübre atarsın, ilaç alırsın, dal budanır. Sabahın erken saatinde bahçeye girer, akşama kadar çalışırsın. Sonra fındık olur. Ve bütün yılın emeğinin karşılığını almak için piyasaya bakarsın. İşte tam burada insanın aklına tek bir soru geliyor: Fındığı biz üretiyoruz. Peki fiyatını neden biz belirleyemiyoruz? Bugün TMO’nun açıkladığı fiyat Giresun kalite için 255, Levant kalite için 250 lira. Geçen yıl Giresun kalite için fiyat 200 liraydı. “Fiyat 55 lira arttı, üretici kazandı” diyebilir miyiz? Hayır.
Çünkü geçen yıl 100 liraya aldığın şeyi bugün 130 liraya alıyorsan, cebine giren para artmış olsa bile aslında zenginleşmiş olmuyorsun. Üreticinin gübresi arttı. İşçiliği arttı.
Mazotu arttı. Ağustos 2025 tarihinde 53 lira olan mazotun litresi bir yıl sonra 2026 tarihinde Ağustos ayında 78 lira oldu. İlacı arttı. Patz parası arttı.Hayatın kendisi pahalandı.
Üstelik Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 31,75.
Yani fındık fiyatındaki artış, hayatın pahalanmasının gerisinde kalıyor. Üretici daha çok para kazanıyor gibi görünüyor ama aslında daha fazla harcıyor. Asıl mesele burada. Üretici neden bekleyemiyor? Çünkü üreticinin borcu var. Fındığı topladıktan sonra işçinin parasını vermek zorunda.

Fındık Pazara İnmeden Borçlu Pazara İniyor¸ Gübreci bekliyor. Mazotçu bekliyor. Esnaf bekliyor. Evde çocuk bekliyor.
Üretici bu nedenle fındığını üç ay, beş ay bekletiyor.
Paraya ihtiyacı olduğu için satmak zorunda. Alıcı ise bekleyebiliyor. İşte pazarlık gücü burada kayboluyor.
Bir tarafta ürününü satmak zorunda olan üretici. Diğer tarafta fiyatın düşmesini bekleyebilen alıcı. Bu düzen içinde güçlü olan Fındık Üretici Borçlu Olduğu İçin Birlik Olamıyor; İşte Karadeniz’in en büyük sorunu bu. Üretici tek başına. Birinin 300 kilo fındığı var. Bir diğerinin 500 kilo. Bir başkasının bir ton. Herkes kendi derdinde. Oysa binlerce üretici bir araya gelse, ürününü birlikte pazarlama, depolama ve gerektiğinde bekletebilir işler değişir. 500 kilo fındıkla pazarlık yapan üretici güçsüzdür. Ama binlerce ton fındığı elinde bulunduran üretici örgütü güçlüdür. Biz bunu neden başaramıyoruz?
Çünkü yıllardır üreticiye “birlikte hareket et” diyoruz ama ona bunu yapabileceği güçlü bir sistem kurmuyoruz. Çözüm çok zor değil, Üreticinin güçlü kooperatifleri olmalı.
Bu kooperatifler sadece tabela üzerinde bulunmamalı.
Üreticinin fındığını almalı. Güvenli yerde depolamalı. Üreticiye gerektiğinde para desteği sağlamalı. Fındığı hemen satmak zorunda bırakmamalı. Sonra toplu olarak pazarlık yapmalı. Biz bunu yıllarca yazıp çizip duruyoruz ancak fındıklarını toplayan üretici her gün fındık para etmiyor diyor ancak varıp tüccarın deposuna emanete koyuyor kendi evindeki deposuna koymuyor.

Değerli okuyucularımız bizim fındık üreticisi akıllanmazlar; Sizlere kısa bir gerçeği anlatayım 2000 yılları şu anki Şalpazarı eski ilçe emniyet müdürlük binası ve malum yan tarafı o zamanki adıyla FİSKOBİRLİK alım deposu olarak kullanılıyor. O tarihlerde paradan sıfır atılmadı ‘’775’’ lira olan fındık ‘’1.100 ‘’ bir milyon yüz bin lira oldu ancak o da ne vatandaş geceden geliyor akşamdan geliyor sıraya giriyor. Ancak fındıklarını teslim etmek için çarşaf çarşaf sıra listesi yapılıyor. Bir türlü erken gelenlere sıra gelmiyor emmisi dayısı ya da halen daha İlçemizde yaşamlarını sürdüren bazı zatı temsilcilerimizde bulunuyordu o yıllarda Onun bunun adamıyla yaş fındığı patoza vurulmuş suyu sızan fındık yüksek randıman geliyor kibriti çaksan yanacak derecede kuru olan fındık sınıfı geçemiyor. Yollara seriliyor vatandaşlar dert küpü bende bu vatandaşların sorunlarını yerinde takip ediyorum onlara bundan yaklaşık 26 yıl önce arkadaşlar siz böyle yaparak hakkınızı arayamazsınız hakkınızı aramak istiyorsanız biz Şalpazarı olarak birlik olalım bir fındık kurutma ve pazarlama atölyesi kuralım. Örnek verdim onlara Ordu ilinde farzet bu işi yapanlar 50 gram koyuyorsa biz 100 gram olarak paketleyelim fiyat aynı olsun önerisini sundum mağdur olan fındık üreticilerine aldığım cevap ise bu bu işleri sende bize habire iş çıkartıyorsun dediler. Ben bu sefer değerli çiftçi kardeşlerim bugün size yarın bize biz bir sesimiz duyuralım dedim bu nasıl olacak dediler. Bende araçlarının içerisinde fındıkları teslim etmek için günlerdir bekleyen üreticilere yarın İlçenin Çarşamba pazarı haftası hep beraber hakkımız istiyoruz diyerek fındık alım yerine doğru yürüme kararı aldık sözleştik. Sabah oldu koskoca mağdur ekipten benden başka kimse yürümedi onlara sordum neden gelmediniz diye hepsinin birer yalandan bahanesi vardı. Aradan 30 yıla yakın bir zaman geçti yine aynı yerdeyiz onun için siz değerli okuyucularımızın başını ağrıtma yalım biz fındık üreticileri akıllanmayız. Bu haftaki makaleme destek olarak internet ortamından aldığım teknik bilgilerim, akabinde meslek büyüğüm Abdülvahap Uludüz abimin bilgilerine ek olarak bende bir şeyler karalayarak bu haftaki bana ayrılan köşe de sizler için bir şeyler yazmaya gayret ettim Haftaya görüşmek üzere hoşça kalınız. Dostça kalınız.

 

reklam

YORUM ALANI

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
× Bizimle iletişime geçin