reklam
reklam
SON DAKİKA
hava
Google News

Şalpazarı’nda 1960 Öncesi ve 70 Yıl Öncesi Ağasar Kıyafet Değişim

Son Güncelleme :

01 Temmuz 2024 - 21:05

/ 407 kez okundu.
reklam
Şalpazarı’nda 1960 Öncesi ve 70 Yıl Öncesi Ağasar Kıyafet Değişim
reklam

Bu kıyafetlerimiz 1960 yıllar öncesinde Şalpazarı yöresinde kadınlarımız tarafından giyilen kadın kıyafeti şu an bu kıyafetlerden burada giyilmiyor. Günümüzde yaygın olan Şalpazarı kıyafetlerinden uzak oluyor günümüzde bunlar pek kullanılmıyor. Şalpazarı’ndaki 1960 yılların giysisini olan mavili bayan mankenin elbisesine yöremizde ceket adını veriyoruz.

Bu kıyafet Şalpazarı’nda 1950’li yıllarda kullanılmış; Şalpazarı genelinde bir diğer bayan elbiseli manken elbisesi günümüzde kullanılmıyor. Bu elbisenin 1950 yıllarda kullanıldığı söyleniyor. Burada etek dediğimiz bir parça var bu parça Anadolu’nun birçok yerinde kullanılıyor günümüzde ancak Şalpazarı’nda daha kullanılmıyor. Bu eteğin üzerine yarlık dediğimiz kuplu kumaşlardan yapılıyor. Beline peştamal bağlanıyor. Siyah renkli bu peştamala yöremizde Şal peştamal ya da yün peştamal adı veriliyor.

Şalpazarı İsmini Alan Kumaş Bu Kumaş; Yünden dokuması yapılan kumaşında bu Şalpazarı’na ismini veren kumaş da bu kumaş Şalpazarı eskiden kumaşın pazarlandığı yer olduğundan bu ismi almış.  Kadın mankenin sırtındaki kıyafete kolçaklı işlik adını veriyoruz. Nakış işlemeli bir kıyafet olan bu elbiseyi kadınlarımız günlük hayattaki elbiselerinde kullanıyorlar. Baş bağlama şekli buradaki mankende biraz değişik tabla şeklinde baş bağlama vardır. Saçlar örgü olarak örülüyor sarık gibi başa sarılıyor. Bunun üzerine bir başörtüsü tas şeklinde örtülüyor. Bir başka siyah başörtüsü de boynun altından geçirilerek boynun araka tarafına bağlanıyor. Bu kıyafet günümüzde artık kullanılmıyor.

Kırmızı Kötülüklerden Korur; Şalpazarı Yöresinde Gelinlere takılan Kırmızı Şal Gelini kötülüklerden koruduğuna inan halk genellikle Düğün ve kına merasimlerinde gelin başına kırmızı şal ve tülbent takarlar.

Yöremizdeki gelinlere gümüş takılar, gümüş kemerler, gümüş hamayiniler gümüş muska, gümüş gerdanlık, gümüşten yapılmış her türlü süs ve çeyizler kullanılıyordu. Geçmişten  günümüze kadar devam eden bu tür gelinlikler 1970  yılından itibaren İlçemiz ve Bölgemizde daha giyilmiyor. Bunun yerine beyaz gelinlik giyinmeye başlandı.

Şalpazarı’nda Eski Kıyafet Dönemi Kullanılmıyor; Şalpazarı yöremizde eskilerden kullanılan kıyafetler artık Atatürk’ün kıyafet devriminden sonra daha kullanılmıyor. Bu elbise geleneksel Karadeniz Folklor Kültüründeki elbiseye benziyor.

Ayakkabı Olarak Giyilen Çarık; Sunumu yapan Y.K İlçeye hakim ürünlerin anlatımını yaptı  halk arasında dastar dediğimiz yünlerden dokuması yapılan üzerine asılmış eskilerde Şalpazarı erkek elbisesi olarak da giyilen ceket ya ni aba , bunun yanında 1960’lı yıllarda ekimi yapılan kendirlerden elde edilen ipler ile bağlanan inek derisinin kurutulmasıyla yapılmış giyim ayakkabısı dediğimiz Çarık görülüyor.

Çoban Kıyafeti Çekmen; Koyun keçi gibi hayvanları otlatırken kullana çobanların yağmurdan korunmak için giydikleri siyah giysiye çekmen denir. Keçi kılından yapılır Yağan yağmurda şiştiği için içeriye su geçirmediğinden giyenleri ıslamıyor. Kışın en iyi giyim aracı olduğu gibi yazın sıcağında da sıcağı içeriye vermiyor kışın soğuğunda sıcak, yazın sıcağında serin olarak bir nevi klima görevi yapıyor. Bu kıyafetler artık günümüzde daha kullanılmıyor.

 

 

Şalpazarı kıyafetlerinin tarihsel değişimi hakkında bir çalışmaları kolleksiyoncu ‘’Y.K’’ tarafından bilgilendirildi.

Trabzon Şalpazarı erkek kıyafetleri aba, zıpka. yelek, gömlek (göynek), başa bağlanan gabalak, yün çorap ile ayağa giyilen çizme ve çarıktan oluşur.

Aba: Yünden dokunan şal kumaştan dikilen yakasız bir tür cekettir. Genellikle siyah renkte olmakla beraber boyanmamış olarak yapıldığı da olurdu. Kendi renginden ip ve kumaş parçalarından desenleri olurdu.

 

Zopka:  Şal kumaştan yapılan bir tür pantolon olup bacak kısmı dar, arka kısmı ise gayet boldur. Arka kısmında 99 kırma olup yere oturulduğunda arka tarafın ıslanmaması sağlanırdı.

Yelek: Önden yuvarlak yakalı, düğmeleri sağ tarafta kalacak şekilde, şal kumaştan yapılırdı.

 Gömlek (Göynek): Kenevirden dokunan tevek isimli kumaştan yapılırdı. Yakasız, düğmeleri ön tarafta veya omuz hizasında olurdu. Düğme olarak mutlaka siyah düğmeler kullanılırdı.

Gabalak:  Şaldan yapılan , özel bir kesime sahip olan bir başlıktır. Orta kısmı başa oturtulacak şekilde yapılır, yan taraftaki uzun iki kısmı da özel şekilde başa bağlanırdı.

Şalpazarı erkek giyiminde aba-göynek ve kabalak (başlık) bağlama, Çarık: Kurutuluş ham sığır derisinden dikilir. Yünden yapılan bağlarla ayağa bağlanırdı.

Aksesuarlar:

a)Çerkez kayışı: Deriden yapılmış bir kemer olup yanlara sarkacak şekilde , her iki tarafta 4 er sarkıtması vardır. Sarkıtmaların uçlarına gümüş parçalar takılıdır.

b)Muska: Gümüşten yapılan üçgen şekilli bir tür kolye olup boya asılırdı.

c)Hamaylı: Dikdörtgen şeklinde, gümüşten yapılan bir aksesuar olup bir omuzdan geçirilip çapraz şekilde belin yan tarafına gelecek şekilde asılırdı.

d)Köstek :Gümüşten yapılan zincir olup yeleğin üstüne takılırdı.

Kadın kıyafetleri: Fistan, gecelik, üç etek, ceket, etek, kuşak, yelek, göynek, işlik, şalvar(Don, dizlik),çorap , çember, kılıf bağı ve bel bağı, peştamal  ile ayağa giyilen çarıktan oluşur. Aksesuar olarak da çeşitli boncuk ve kolyeler ile hamaylı kullanılır.

Gecelik: Yörede” ayakkabılık” olarak da adlandırılan kıyafet fistanın altın giyilir. Etekleri diz hizasına kadar uzanır. Pazen kumaştan yapılır. Etek kısmı daha bol olup yaka kısmı sade olabileceği gibi fistanın altından görülen kısımları siyah düğmelerle süslü de olur. Hem yatak kıyafetidir hem de fistanı kabarık gösterir.

Göynek: Geceliğin eteksiz hali olup eskiden tevek denen yöresel kumaştan yapılırdı.

Fistan: Bol, etek ve göğüs kısımları kırmalarla; yakası nakışlarla süslü elbisedir. Her tür kumaş kullanılmakla beraber ipek, kadife, jarse gibi kumaşlar tercih edilir. Etek kısmı oldukça boldur. Uzunluğu diz altına gelecek şekildedir. Bel kısmı lastik takılarak daraltılır.

 İşlik: Yakasız bir tür ceket olup tek renkli veya birkaç renkli  kumaştan dikilebilir. Siyah şal kumaştan yapılana “şal”, tek renkli kumaştan yapılana “işlik”, iki renkli ; nakışlarla süslü olana ise “kolçaklı işlik” denir. Kumaş olarak ipek, kadife, jarsey bata olmak üzere her çeşit kumaş kullanılabilir.

Üç etek: Kutnu kumaştan yapılan, ön tarafı açık, etek kısmı üç parçalı bir elbisedir. Uzunluğu diz altına kadar olup fistan yerine giyilirdi. Günümüzde artık kullanılmamaktadır. 1960’larda Şalpazarı-Kalecik kadın giyimi . Ceket ve katlanmamış peştamaldan oluşuyor. Yelek: İpek, kadife, jarse gibi kumaşlardan dikilen giysi olup belin üst kısmına kadar gelir. Önden kesinlikle düğme, bağ  ile bağlanmaz. Nakışlarla süslüdür.

 

Kuşak: Yün ipliklerden yapılmış olup hazır olarak alınır. Hazır alınan kuşağın püskülleri özel tekniklerle bükülüp kenarlarına “gazez” denilen yöresel dokuma dikilir; uçlarına da “toka” denilen özel yapılmış bir çift püskül takılır.

Peştamal: Orijinali siyah şal kumaştan yapılırken günümüzde hazır olarak alınır. Pamuklu ve ipekten yapılmış çeşitleri vardır. Yöresel gelinliklerde ipek peştamal kullanılırken günlük hayatta pamuklu kumaştan yapılmış olanları kullanılır. Şalpazarı’nda daha çok bordo beyaz ile bordo siyah peştamallar tercih edilir. Kuşağın üzerine bağlanan peştamal bir süs aksesuarı olması yanında iş yaparken elbiselerin kirlenmesini önlemek amacıyla; içine öte beri koyup torba olarak da kullanılır. Özel zamanlarda peştamal katlanarak bele sokulur. Peştamal katlanmadan sade bir görünümü olan kıyafet, peştamal katlandığında gösterişli bir hal alır. Eskiden peştamal bağlanmadan çarşı-Pazar gibi ortamlara gidilmesi son derece ayıp görülürdü. Üç etek, al peştamal, kolçaklı işlik

Şalvar: Yörede “don” ve” dizlik” olarak adlandırılan şalvarların uzunluğu diz altına gelecek şekildedir. Daha çok basma, pazen ve jersey kumaşlardan yapılır. Jersey kumaştan yapılanlar çift katlıdır. Şalvarın giyilmesindeki amaç fistanın kabarık durmasıdır. Uç kısımları lastikli olup diz altında olacak şekilde ayarlanır. Şalvar yöre giyiminde; köyler arasında farklılık gösteren en önemli unsurdur. Bazı köylerde şalvarın görülmesi son derece ayıp görülür. Fistanlar şalvarı kapatacak kadar uzun olur. Bazı köylerde ise tam tersine şalvarın görülmemesi ayıp sayılır, şalvar mutlaka fistanın altından görülecek şekilde uzun bırakılır. Bazı köylerde ise fistanla aynı hizada tutulup belli belirsiz görülür.

Bel bağı: “Kuşak altı bağı” da denir. Fistanın üzerine, bel kısmına bağlanan tek renkli , orlon iplikten yapılan,2 cm kadar eninde, 2 m kadar uzunlukta olan bağdır. Şişle örülebileceği gibi özel bir teknikle elde de örülebilir. Uç kısmında 10 cm kadar uzunlukta özel bir teknikle yapılan püskülü bulunur.

Kılıf bağı: “bel bağı”, “kuşak üstü bağı” da denir. Kuşak ve peştamalın üzerine gelecek şekilde bağlanan, yer tezgahında dokunan bir bağdır. Eskiden yapılanlar 2 cm kadar genişlikte olup 2 m kadar uzun olurken günümüzde yapılanlar 1 cm genişliğinde olup 1-1,5 m kadar uzundur. Dokumanın uçlarında püsküller ve artırmalar vardır. Artırmaların da uçları püsküllü olup bele bağlanırken dokuma uçlarındaki püsküllerin belin arka yan taraflarına; artırmaların uçlarındaki püsküllerin de ön tarafa gelecek şekilde olmasına dikkat edilir.

Tezgâhta dokunan kılıf  bağı; Baş bağlama: Yörede baş bağlamanın çeşitli şekilleri vardır. Baş  örtüsüne “Çember” denir. Tek çemberli, iki çemberli ve fesli baş bağlama şekilleri vardır. Tek çember üçgen haline getirilip çenenin altından düğümlenebilir. Uçları enseden dolanıp alnın üst kısmında düğümlenir ki bu şekle “guşguyruk” denir.  Uçları boğaz altından dolaştırılıp boynun arkasında veya kafanın üst kısmında  düğümlenebilir. Dikdörtgen şekline getirilen çemberin iki ucu başın iki yanına gelecek şekilde kafaya atılıp arkadaki uç çene altından dolaştırılıp başın üstünden yan tarafa atılır ki bu şekle de “atma çember” adı verilir. İkili çemberlerde   ise bir çember alnın üstüne sarık gibi bağlanır, bunun üzerine de ikinci çember üçgen haline getirilip uçları boğaz altından dolanıp başın üst tarafına bağlanır. Bu şekle “tabla” denir. Fes kullanıldığında  ise önce başa fes konur. Onun üzerine bir çember sarık şeklinde sarılıp üzerine ikinci çember bağlanır.

Çoraplar: Yörede tek renkli yünden örülen beyaz renkli çoraplar il çok renkli, desenli ala çoraplar kullanılır. Eskiden çoraplar bilekten bir karış kadar uzun olup bacaklar görünmesin diye baldıra tozluk giyilirken günümüz çorapları dize kadar uzun olur. Günümüzde tozluk kullanılmaz.

Yarlık: Kutnu kumaştan yapılan; kadınların göğüs kısmını kapatacak şekilde uçları boyun ve belden bağlanan giysi parçasıdır. Fistanın üzerine takılırdı. Günümüzde kullanılmıyor.

Çarık: Sığır dersinden yapılan çarıklar yünden bükülen bağlarla ayağa bağlanır.

Aksesuarlar: Boncuklar, gümü gerdanlıklar, hamaylı ve muskalar, altınlar kadınların kullanıldığı aksesuarlardır. Bunlar hem kadının zenginliğini gösterir hem de gümü aksesuarların büyüyü engellediği inancı vardır. Yün çekmen

 

reklam

YORUM ALANI

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
× Bizimle iletişime geçin