
Ağasar Dersi Üzerinde Bulunan Su Değirmenleri Kapandı;Doğu Karadeniz Bölgemiz genelinde su değirmenlerinin yaygın olduğu Bölgelerden birisi de dillere destan adına türküler bestelenmiş olan Sis Dağı eteklerinden akarak Şalpazarı İlçe Merkezinde iki koldan toplanarak İlçe çıkışındaki Tarihi Kısıkköprü’den tek kol olarak 17 km boyunca sarp yamaçlardan akarak Beşikdüzü’nden Karadeniz’e ulaşır.
Sis Dağının eteklerinde bulunan karların ısınan havalarla beraber erimesiyle beraber sularını AĞASAR Deresine bırakması ile bu dere yataklarındaki azgın suların akarlarına bir sürü su değirmeni yapılmıştı ancak bunların kimi bakımsızlıktan kimi işletecek eleman bulamamaktan bir bir kapandı.
Ağasar Deresi Üresine kurulu olan tarihi mısır değirmenleri yok oldu. Şalpazarı Beşikdüzü Karayolu çalışmasın yapıldığı 1987 yıllarında ‘’Kaymakçı Değirmeni ”yapılan Karayolu’ndan dolayı işletilemez hale geldi kapandı bu değirmenden 2 Km yukarıda Şalpazarı Beşikdüzü Karayolunun altında bulunan adını da ermiş alim olan Cürruğuzade Hocadan alınan değirmen de Karayoluna rastlamasıyla kapandı. Bu değirmenin karşı tarafında bulunan Üzümözü Değirmeni olarak 1725 yılını gösteren değirmenin taş duvarındaki yazı tarih boyunca değirmen olarak faaliyetlerini sürdürdü.
Günümüz gençleri aile büyüklerin ebediyete intikal etmesiyle değirmenlere yeteri ilgiyi gösteremeyince bakımsızlıktan kapandı halkımız artık mısırlarını öğütebilecek su değirmenleri bulamaz hale geldi.
Yaz mevsiminde dillere destan deremiz de küresel ısınmadan nasibini alıyor. Şalpazarı İlçemize bağlı Köy muhtarlarının girişimleri sonucunda hayırsever vatandaşlar tarafından düzenlen su değirmenleri artık parmak ile gösterilecek kadar azaldı.
Tabi bu su değirmencilik mesleği de diğer bazı meslekler gibi rağbet görmez oldu halkımız hazır yiyeceklere yöneldiler.
Gelişen teknoloji ile beraber su değirmenleri artık eskisi gibi daha rağbet görmez oldu. Doğu Karadeniz Bölgemizde hala tarihe tanıklık etmeye gayret gösteriyorlar. Derelerin gür akan çağlayanların bir bentten aşağı akıtılarak kanalın ucuna su toplaması ile oluşturulan bir göletin toplanmasını sağlanan su havzasından aşağı akıtılan suyun devamına kara taştan el emeği ile işlenerek yapılan kara taşın mısır ve benzerlerinin öğütülmesini sağlamak için yapılan bir tür değirmendir.
Her akan derelerin kenarına derme çatma bir şekilde kurulan barakanın altına Kara taştan yapılan değirmen taşının su şırıltısını çıkardığı kocaman çarkların dönmesi ile değirmen denen barakada üst üste yığılmış olan mısır, buğday çavdar çuvalları un yapılması için değirmen de sıralarını beklerler.
Artık Unutuluyor
Geçmişte su değirmenleri ile iki yassı taş arasında ezilen mısır ve buğdayların tanelerinden elde etmeyi başaran günümüzde insanlarımız un ve benzerinin fabrikaların aynı işlemleri yapmasıyla beraber eski gelenekler yerini teknolojiye bıraktı.
Tarihi Değirmenimize Sahip Çıkamıyoruz
Asırlardan beri günümüze kadar uzanan bu zaman diliminde her yörede üreticilerin üretmiş oldukları tahıllarını kendilerine en yakın su değirmenlerinde un haline dönüştürülmesini sağlayarak ekmek ihtiyaçlarını böylelikle çözüme ulaştırıyorlardı.
Su Değirmenleri Teknolojiye yenildi
Teknoloji ilerledi alım gücü arttı eskiden olduğu gibi köyde mısır ve benzeri ekimi yapan kalmadı köylerimizde artık gençlerin yerine yaşlı köy bekçileri görevini yapan aile büyüklerimiz kaldı.







